Allah’a sonsuz hamd u senalar olsun ki, rahmet dalgalarının sağınak sağınak yağdığı bir üç aylara daha kavuşmuş bulunuyoruz. 21 Aralık Pazar günü mübarek Üç Ayların başlangıcı olan Hicri 1 Recep 1447 idi.

Bütün kâinatı, zamanı, mekânı yaratan ve yöneten Allah(cc)’dur.  Allah (cc)’nun, yaratmış olduğu zamanlar, mekânlar içinde ve insanlar arasında özel olarak seçtiği, özel olarak kendine tahsis ettiği, zamanlar vardır, mekânlar vardır, insanlar vardır.

Ayet-i Celilede: “Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır.” buyrulmaktadır.(Tevbe-36)  Peki bu haram aylar hangileridir. Bunu da Peygamberimizden öğreniyoruz.

Peygamber Efendimiz(sav), Veda Haccı’nda devesinin üzerinde ashabına Veda Hutbesi’ni irad ederken şöyle buyuruyor: “Bir sene oniki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır. Üçü peş peşedir. Bunlar; Zi’l-Ka’de, Zi’l-Hicce ve Muharrem aylarıdır. Bir de Cemaziye’l-Ahir ile Şa’ban arasında olan  Mudar Kabilesinin Recebidir.”

Peki Bu aylara niçin Haram Aylar denilmiştir? Çünkü Peygamber Efendimizin risaletinden önce, cahiliye döneminde de, İslam dininde de bu aylar muhterem tutulmuştur. Cahiliye döneminde de, Recep ayı gelince, kılıçlar kınlarına sokulur, oklar torbalarına yerleştirilir. Herkes kendini emniyette hissederdi. İşte bu 4 haram aydan Recep ayına geçtiğimiz hafta Pazar günü girdik. İlk Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan akşam ise Mübarek Reğaib Kandili olarak kutladık.

Peygamber Efendimiz, Hadis-i Şerifte:

Muhakkak ki, Recep Allah’ın ayıdır. Şaban benim ayımdır. Ramazan ise, ümmetimin ayıdır. ” buyuruyor. Yani Allah (cc), Recep ayını kendisine tahsis etmiştir. Bu ay benim ayımdır demiştir. Peki, bütün aylar Allah’ın ayları değil midir? Evet, senenin 12 ayı da Allah’ın ayıdır. Ve O, yaratmıştır ama içlerinden birini kendisine tahsis etmiştir. Bu ay benim ayımdır demiştir.

 O halde ey kullarım! Yıl boyunca günah kirleriyle paslanan, şaçı-başı dağılan, beni unutan, benim zikrimden uzaklaşan kullarım. İşte benim ayım olan Recep ayım geldi. Şimdi size Recep ayında davetiye var. Sizi davet ediyorum, denildiğinde kula düşen; derhal o günah kirlerinden, şeytanın yollarından, şeytanın desiselerinden bir silkinip temizlenmek, kendine bir çeki-düzen vermek, Allah’a kul olduğunu tekrar idrak etmek ve Recep ayına kemal-i edep ile girerek, bundan sonraki ömrünü de öyle geçirmek üzere bir gayret sarf etmek olmalıdır.

Recep, Şaban ve Ramazan aylarını Allah(cc) muhterem, hürmetli kılmış bu aylarda yapılan sevapları da kat kat artıracağını bildirmiştir.

Eğer seneyi bir ağaca benzetecek olursak, Recep ayı o ağacın yaprakları, Şaban ayı ağacın meyveli hali, Ramazan ayı ise, o ağacın meyvesinin toplandığı aydır denilmiştir.

Zunnun-i Mısri Hazretleri şöyle der: “Recep ayı ekim, ayıdır. Tohumu ekeceksin; Şaban ayı bakım ayıdır, bakacaksın, sulayacaksın, otlarını temizleyeceksin; Ramazan ayı ise hasat ayıdır.”

Bu mübarek aylar, günler ve kandilleri kendimize vesile kılarak geçmiş ve geleceğimizin muhasebesini yapalım. Kendi kendimize şu soruları soralım ve cevaplarını arayalım:

Ben bu dünyada ne için varım?

Benim dinim nedir? Dinimi ne kadar tanıyor ve yaşıyorum? Bir gayr-i müslimden fikir ve yaşam tarzı, düşünce yapısı olarak ne gibi farkım var? Veya onlarla aramızda bir fark var mı?

Her varlık gibi ben de her hal ü karda ölüm denilen gerçekle er veya geç karşı karşıya kalacak ve ebedi âleme intikal edeceğim, bu dünyada yaptığım ve yapmadığım her şeyin hesap- mizanının görüleceği o güne ne kadar hazırım?  Allah’ım ben kitabın Kur’an’ın emir ve yasaklarını, elçin Muhammed(sav)’in sünnetini, dinimi öğrenmek için, sana kul, peygamberine ümmet olmak için elimden gelen gayreti gösterdim, sana boyun eğdim, nefsimin arzu ve istekleri peşinde koşarak heva ve heveslerimi ilahlaştırmadım diyebilecek yüzümüz var mı? Peygamberimize “şefaat ya Rasülellah” diyebilecek miyiz?

Bu sorular eğer farazi geliyorsa, “ya!.. ne suali, ne hesabı?” diyor isek, hemen imanımızı bir gözden geçirelim ve ne olmak istediğimize yani İslam dinini kabullenip kabullenememek arasında bir tercih yapalım. Müslümanım diyerek İslam dininin emir ve yasaklarını eğip-bükmeye çalışan gizli din düşmanları ve zındıklardan bir farkımız olsun. İslam dininde iki arada bir derede kalmak yoktur. İman ile şekk/şüphe bir arada olmaz. Arada kalanlara münafık denir ki, münafıklık açık kâfirlikten daha tehlikelidir.

Rabbim, Mübarek üç ayları memleketimiz, milletimiz ve tüm Müslümanların, insanlığın hayrına vesile kılsın. Müslümanların üç ayları ve Reğaib Kandilleri mübarek olsun. Allah birlik ve beraberliğimize göz diken hainlere fırsat vermesin.