İnsan ve Hayvan
Musa Serin

İnsan ve Hayvan

Bu içerik 112 kez okundu.

İnsan yaratılış itibarı ile yaratılanların en şereflisi olarak belirtilir.Onun için insana ‘’ Eşref-i mahluk’’ diye sıfatlandırılır.Yani yaratılanların en şereflisi.Yaratıcı güç tarafından insana akıl denen bir güç verilmiş ki bu güç sayesinde ; ‘’güzeli-çirkinden, iyiyi kötüden ‘’ ayırabilmektedir.Akıl sayesinde hareketlerin hayvani mi, yoksa insani mi olduğuna karar verebiliyoruz. Hayvanlara ve bitkilere akıl denen güç verilmemiş; onlar insanın emrine verilmiş, onları faydalı bir şekilde kullanmak insanın tasarrufuna bırakılmıştır.Zamanımızda bazı insanların (özellikle kendilerine modern sıfatını takan insanların) fiilleri hayvanların fiilleriyle örtüşmekte olduğu, bunun da insanın  hayvanlaştığı mı, yoksa bazı fiilleriyle hayvana yaklaştığı kanaati yaygınlaşmaktadır.Bakınız ünlü düşünür TOLSTOY insan ve hayvanın fiillerini değerlendirdiği yazısında:

‘’ Hayvanların davranışlarında yol gösteren şey ( isteklerinin karşılanması ihtiyacıyla sevk edildikleri hareketler dışında ), hareketlerinin hemen sonrasındaki sonuçların göz önüne alınmasıdır. Sahip olduğu kavrama melekesi sayesinde bu sonuçlara bakan bir hayvan hareketlerini bu sonuçlara uygun yapar ve tereddütsüz hep aynı şekilde davranır. Bu açıdan, bir bal arısı bal peşinde kanat çırpar ve onu kovanına getirir, çünkü kendisi ve yavruları ve yavruları için kışlık erzakın olması gerekir ve bunun ötesinde hiçbir şey bilemez ve yapamaz.

İnsanla hayvanın arasındaki fark, hayvanın idrak melekelerinin içgüdü dediğimiz şeyle sınırlı olmasına karşılık, insanın asıl idrak melekesinin aklı oluşudur. Besin toplayan bir bal arısı, yaptığının iyi mi yoksa kötü mü olduğuna dair şüphe duyamaz.Fakat, ekin biçen veya meyve toplayan bir insan, bir sonraki hasada zarar verip vermediğini veya komşusunun hakkı olan meyveyi toplayıp toplamadığını düşünmeden edemez. Beslediği çocuklarının geleceğini de merak etmeden duramaz… Aklı başında bir kişi, hayatın önemli sorularının hiç birisini, anlık sonuçlara bakarak çözemez. Bir hayvanın davranışlarına yön veren şeyler onu tatmin edemez.’’ ( 1 )

Modern insan mı hayvanlaşıyor, yoksa ‘’ modernite ‘’ denilen ucube mi insanı hayvanlaştırıyor ? Soruların cevabını bulabilmek için modern insanın yaşantısıyla hayvanların yaşantılarını kıyaslamamız kafi gelecektir. Hayvanlar ne yapıyor veya nasıl yaşıyor? Bir öküzü ve ineği, köpeklerin yaşantısını, eşeklerin yaşantısını ele alabiliriz. Diğer hayvanların yaşantısı da bu hayvanların yaşantısıyla ( özellikle modern insanın aşk denilen yaşantısı konusunda) aynı olduğu görülür.Beslenme ,barınma, yeme, içme yaşantılarında küçük farklılık görülse de temelde aşağı yukarı aynı fiilleri yaptıkları görülür. . Modern insanın yaşantısı da bundan farklı mı dersiniz? Hiçte farklı değil. Nesillerin önüne numune diye sunulan insanlar, diyelim ki anlı şanlı sanatçılar ilk görüşte birbirlerine aşık olabilmektedirler. Hayvani duyguları köreldiği zaman aşk sona erebiliyor. Bir başka zaman başka biriyle aşk yaşayabiliyorlar. Modern bir insanın bir yılda üç-beş değişik aşk yaşadığı olabilmektedir.Her gün gazetelerden okuyoruz, televizyonlardan haberlerini duymaktayız. Şimdi söyler misiniz modern denilen insanla atların, eşeklerin, köpeklerin, öküzle-ineğin yaşantısında bir fark var mı? Aradaki fark sadece modern insanın aşkını gazeteler yazıyor,televizyonlar aleme duyuruyor. Aslında küçük bir fark var aşk konusunda. Hayvanların üreme, çiftleşme ( aslında aşkı yaşama demeliydim)  fiiliyatları belirli zaman dilimleriyle sınırlandırılmış. Yani aşkı yaşama fiiliyatı senenin belirli zaman dilimlerinde vardır.Yaratıcı onlara bu (edepsizlik insanlar için söz konusu) edepsizliği belirli zaman diliminde izin vermiş.. Ya modern insan için böyle mi? Televizyonlarda, gazete ve dergilerin magazin sayfalarını senenin üç yüz altmış beş günü görebilirsiniz. Yapılanları tenkit edenler hemen özgürlük adına gericilik ve yobazlıkla suçlanmaktadırlar. Yapılan fiiller toplumun ahlakını bozuyor, topluma örnek olunması gerektiği söylendiğinde ‘’ her koyun kendi bacağında asılır’’ deyip bizim yaptığımız kimseyi ilgilendirmez, dünyaya bir daha gelinmezmiş. İstedikleri hareketleri istedikleri yerde, istedikleri zamanlarda yaparlarmış. Din insanlara birbirlerini sevmelerini emrediyormuş. Aslında bireysel hareketlerin altında yatan gerçeği de ‘’Türk Yurdu Yayınlar’’ arasında çıkan ‘’İslam’ın Bugünkü Meseleleri’’ kitabın sayfaları arasında buluyoruz:

‘’ Sanayi toplumlarında rastlanan dünyevileşme ( sekülarizasyon ) yanında, dinde de ayrıca bir bireyselleşme başlamış bulunmaktadır.’’( 2 ) .Bu dünyevileşme ve bireyselleşme sonucu fertler ‘’ özgürleşme, dini pratiklerden ve dini yaşantıdan bireyin büyük ölçüde soyutlanması veya dışlanmasıdır.’’ ( 3) Demek ki modern toplumlarda dünyevileşme ve özgürleşme adı altında yürütülen faaliyetler insanın dinden uzaklaşması, dini değerlerden arındırılmış bir yaşantıya kucak açması anlamına geliyor.Bu da insanın, hayvanlar gibi her istediğini yapması, sadece duygularla hareket edilmesi ön plana çıkmaktadır. Bunun sonucunda da sorumuzun cevabı kendiliğinden verilmektedir.El cevap İnsan hayvani duygularıyla hareket ederken hayvanlaşıyor, modernite de insanın hayvanlaşmasına ön ayak oluyor. 

Modern bir insanın insanca yaşaması mümkün değil mi? Elbette mümkün. ‘’ Türk titre ve kendine dön ‘’ diyen sese kulak verip kendimize dönmek, Batılı modernler gibi yaşamak değil kendi modernitemizi ortaya koyup, kendimiz gibi yaşamamızla mümkündür. 

Ne dersiniz yanılıyor muyum? 
      …………………………………………………………………………………………………
1- Din Nedir? Tolstoy, Akvaryum Yayınları shf. 11-12
2- İslâm’ın Bugünkü Meseleleri, Türk Yurdu Yayınları, Ağustos 1997 shf.45

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
TÜGVA'dan
TÜGVA'dan "Medeniyetimizin İnşası" konferansı
Seyir halindeki polis aracı alev aldı
Seyir halindeki polis aracı alev aldı